19 Ekim 2007 Cuma

CAN YÜCEL

HAYAT VE BEN


Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü... 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden

sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,bir

tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana

hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor

musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes

bana bakarken,değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın

bizimilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayıdefalarca

düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için

hiçbir sebep yok...İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.Ama seni

tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle

olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.

Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı

yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam

da...”Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında birgün biri, kadına

“Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının...Çok tatlı!.. dedi...

Hayat ve ben

Hiç yorum yok: