11 Aralık 2007 Salı

yazılar

Bir Sigara mı Çalacak Yaşamı mı?.Yapmayın Doktor…

Bir sigara dahi içmemeniz gerekiyor diyordu doktorlar Seher’e ama Seher artık bunları umursar gibi gözükmüyordu çok fazla. Alışmıştı hayatın ondan bir şeyler çalmasına belki de ve bu yüzden yaşamını da çalması garip gelmiyordu ona.. Garip gelen asıl şey bir sigaranın çalabileceğini düşünmeleriydi ömrünü. Oysa sigara hep onun yanında olmuştu evet belki birçokları için saçma bir düşünceydi bu ama Seher için koca bir gerçekti. Hayatınıza mal olur dediklerinde düşündü genç kız..
Hayat…Neydi hayat onlara göre yada Seher’in hayat anlayışı, hmm bu tabir olmadı şöyle demeyi deneyelim, Seher’in karşısına çıkan hayat onlarınkinden farklı mıydı da onlar bu kadar umursarken genç kız farkında bile değildi olacakların.
Evet hayata küskündü çünkü; ona göre hayat ondan hep bir şeyler çalmıştı ve o buna, çalmasına izin vermişti sürekli.
Önce hayallerini çaldı yol üstünde duran ve Seher’in onlara ulaşmasını bekleyen hayallerini.Derken sevdiğini ve arkadaşlarını çaldı hayat da en çok o zaman yıkıldı genç kız. Yapayalnız kaldığını anladığında yanmıştı canı.
Gel gör ki oda suçluydu, farkındaydı da suçlu olduğunun.Çünkü her seferinde izin veriyordu hayatın gelip yastığının altındaki umutları çalmasına, her fırsatta izin veriyordu yanındaki sevdiklerini ondan koparmasına. Ama Seher yenilmiyordu, yenilmeyecekti, bir şekilde karşı koyacaktı hayata.Söz vermişti kendine, söz vermişti onuruna ve hayat ne kadar çok yaşam çalarsa çalsın, hayat ne kadar çok hayallerini yok ederse etsin; o inadına yeni yaşamlar kuracak, yeni hayallerle birlikte yeni umutlar üretecekti her doğan günle.
Çok geçmedi hayat bu sefer ailesini çaldı bir gece yarısı alevler arasından Seher’in.Annesi, babası, abisi hepsi bir anda yitip gitti genç kızın hayatından.Bir kez daha ve çok acı bir şekilde; gene hayat çaldı, ondan ailesini.Bu sefer kötü etti ama Seher’i, canından can almıştı, tırnağını etten koparmıştı da kanı gitmişti genç kızın.
Hayat durmadan alıyordu genç kızdan ve hiç bir şey vermeyi düşünmüyordu genç kızın yaşamına.
İşte tüm bu günlerde hep sigara vardı Seher’in yanında.Kimsecikler yoktu, ailesi yitip gittiğinde de hep sigara vardı yanında.Bir bir, ardı ardına yakıyordu ve her kibritin ateşinde yenilmeyeceğim; annem için, babam ve abim için yenilmeyeceğim hayat sana diyordu da; sigara kül olurken evet yenilmeyeceksin diyordu ona. Evleri yanmıştı kül olmuştu..Anası, babası can vermişti zehirlenerek.Abisi yanarak çığlık çığlığa ölmüştü de o dışarıda gözü yaşlı,
“Onları alma benden.Ne istiyorsun söyle, bu çaldığın en acı şey.Onlar yoksa bende olmam, nolur onları bırak bana, çalma..Çok istiyorsan beni al, böyle yavaş yavaş alacağına hemen al canımı, hemen al her şeyimi ama bırak onları.Nolur bırak çalma ailemi benden.”
Diye hıçkırarak ağlarken abisinin çığlıklarının da kesilmesiyle anladı Seher, hayatın son hırsızlığının da gerçekleşmiş olduğunu.
O günden sonra saygı duymadı hayata hiçbir zaman ve yeni hayaller kurmadı, ümitler beslemedi yatağının altında çalması için. Nefes alıyordu ama yaşamıyordu artık..Aslında kimse farkında değildi ama hayat onun yaşamını da çalmıştı çoktan.Yapayalnız, bir başına bırakmıştı..
İşte bu yüzden sigarayı çok severdi ve çok fazla içerdi onu. Ama hiçbir zaman sigaranın yaşamını çalacağını düşünmemişti. Tam tersi böyle bir şey yapsa da bu çalmak olmazdı çünkü o bilerek içiyordu ve sigara bir şeyler alsa bile bunu belli ediyor; hayat gibi korkaklık yapıp gece yarıları yastığının altında ne varsa toplayıp gitmiyordu.
“Duydunuz mu beni Seher Hanım?”
Dediğinde doktor tüm düşünceleri bir kenara bıraktı. Doktorun yüzüne baktı anlamsız anlamsız..
“Bir sigara mı çalacak hayatımı gelip te benden?Yapmayın doktor.. O kadar çok şey çalındı ki gizli gizli yaşamımdan, şimdi sigara gelip yaşamımı çalsa ne yazar.Kaldı ki korkakça değil söyleyerek yapıyorsa bunu.”
Doktor anlamadı genç kızın dediklerini.Seher sözlerini tamamlar tamamlamaz çıktı odadan ve çıkar çıkmaz bir sigara yaktı hemen.Doktor arkasından bakakaldı.
Yalnız yaşıyordu Seher yaptığı tek şey sigara içmek ve televizyon izlemekti. Ailesinden kalan bir miktar parayla geçinirdi. En son doktora gitmesinin ardından aylar geçmişti. O doktoru dinlememiş ve sigarayı bırakmamıştı ama öksürükleri yavaş yavaş sona yaklaştığının habercisiydi.
Bir sabah kapının sesiyle ve öksürükler eşliğinde uyandı Seher.Kapıyı açtığında onu uyaran doktor vardı karşısında.
“Merhaba beni tanıdınız mı?”
Tanımıştı Seher ya şimdi evet demeye ne gerek var diye düşündü.
“Hayır tanımadım.Kimsiniz ne istiyorsunuz?”
Ani bir öksürük krizine yakalandı o anda. Doktor hiçbir şey söylemeden içeri girdi ve hemen bir bardak su bulup getirdi genç kıza.Seher birkaç yudum aldıktan sonra hafifleyen öksürüğüne aldırmadan baktı doktora.
“Size bir soru sordum?”
“Anlaşılan tavsiyelerime uyup sigarayı bırakmadınız hanımefendi.”
“Hayır bırakmadım doktor bey.”
“Bakın isteyince nasılda tanınıyor insan.”
Dedi doktor gülümseyerek; ama Seher gülmemişti bu garip söze.Eliyle işaret etti,
“Oturmaz mısınız?Kusura bakmayın evim pek toplu değildir.Çok fazla hatta hiç misafirim olmaz benim.Arada bir pencere kenarıma kuşlar konuk olur o kadar.Onlarda içeriye girmediklerinden toplama gereği duymam çok fazla.”
“Önemli değil, asıl ben kabalık yapıp haber vermeden geldim.Ama haber verirsem kabul etmeyeceğinizi biliyordum.”
“Nasıl oldu da böyle bir kanıya vardınız peki?”
Doktor bu soru karşısında biraz duraksadı,
“Bilmem, his diyelim.”
“Hislerinize güvenir misiniz doktor?”
Seher bir yudum daha aldı bardağından.
“Genellikle.”
Seher gülümsedi,
“ben sizin yerinizde olsam pek güvenmezdim.Neyse niçin geldiniz buraya?”
“Bir bardak su da ben alabilir miyim lütfen?”
“Tabii.”
Seher mutfağa gitti su getirmek için.Aslında susamamıştı doktor ama yol boyunca bu soruya ne cevap vereceğini düşünse de bir şeyler üretememekten olacak biraz daha zaman kazanmak istedi sebepsiz.Öyle ya sizi merak ettim, diyemezdi. Niye merak dediğinde ne diyecekti.O günden beri aklımdan çıkmıyorsunuz mu?Hayır tabii ki böyle diyemezdi.
“Düşün..Düşün hadi…”
Derken Seher elinde bir bardak suyla geldi.
“Teşekkür ederim.”
Seher sorusunu tekrarlayacaktı ama genç doktorun suyu içmesine izin verdi önce. Doktor bardağı masaya koyduğu anda genç kız tekrar aynı soruyu yöneltmekte gecikmez.
“Evet nerde kalmıştık. Ne için gelmiştiniz buraya?”
Doktor daha ağzını açmadan bir soru daha geldi Seher’den ona.
“Bu arada isminiz neydi?”
Bu soru karşısında gülümsedi doktor, bu hoşuna gitmiştir demek ki merak ediyordur.
“Ben Okan. Böyle habersiz geldiğim için özür dilerim ama sizi merak ettim.”
Seher’in yüzü değişti,
“Beni mi merak ettiniz iyi ama neden?”
“Hmm güzel soru, neden…Neden; çünkü sizi en son gördüğümde hiç de iyi değildiniz ve uzun süre de gelmediniz.Bilmiyorum işte merak ettim.”
Bu Seher’in hoşuna gitmişti ya bunu belli etmiyordu.Sessizlik oldu hem de uzun bir süre sessizlik oldu.Seher hiç bir şey söylemiyordu; Okan’da ilk lafın ondan gelmesini bekliyordu umutsuzca. Gel gör ki bunun gerçekleşmeyeceğini anladığında hareketlendi.
“Ben gideyim artık sizi de rahatsız ettim.”
“Teşekkür ederim.”
“Niçin rahatsız ettiğim için mi?”
“Hayır, tam tersi beni düşünüp de buraya kadar geldiğiniz için, bu benim için normal sayılan bir şey değil çünkü.”
Okan’ın yüzü güldü sonunda evet sonunda en azından güzel bir cümleyle karşılaşmıştı.Belki de bu yüzden cesaretini topladı,
“Peki o zaman sizin için normal olmayan bir şey daha sormak istiyorum eğer şansımı zorlamış gibi gözükmezsem.”
Seher başını salladı olur anlamında,
“Eğer isterseniz bugün sizinle birlikte çay içmek isterim.”
“…”
“Hayır lütfen hayır demeyin.Söz veriyorum sıkılırsanız hemen geri döneriz.”
Seher gülümsedi,
“Hayır demeyecektim ki bekleyin hazırlanayım diyecektim.Tabii zamanınız varsa.”
Doktor Okan bu sözü duyunca sevinci gözlerinden okunur oldu,
“Kesinlikle ve her zaman.”
Seher,
“peki o zaman lütfen bekleyin bende giyinip geliyorum.”
Diyerek odasına çekildi. Okan heyecandan ölüyordu, Seher’in onunla geleceğini hiç tahmin etmemişti ama işte geliyordu. Seher’in giyinmesiyle birlikte iki genç dışarı çıktı,
“Beşiktaş sahili çay içmek için en ideal yerdir ama aklınızda özel bir yer varsa lütfen söyleyin.Oraya gidelim.”
Seher bir süre düşündü.
“Yok…”
Dedi ve Okan’ın dediği gibi bir süre sonra kendilerini Beşiktaş sahilinde buldu iki genç. Okan oldukça eğlenceli bir çocuktu, her sözünde Seher’i kahkahalara boğuyordu.Seher kendini ilk defa güvende hissediyordu ve bu garipti çünkü güvende hissettiği yer bir yabancının yanıydı.O akşam hiç bitsin istemedi. Sonunda hayat ona bir şeyler veriyor diye düşünmeye başlamıştı ve bu düşüncesinde haklıydı.
Sürekli görüşmeye başladılar Okan’la, Beşiktaş önce arkadaşlıklarının ardından da aşklarının en büyük tanığı olmuştu.Gökte uçan martılar onlar sahildeyken denizin üstünde dans eder gibi uçarlardı.İki sevgilinin ışığı tüm sahili aydınlatırdı.
Ama gel gör ki Seher sigarayı bırakmamıştı, sevgilisinin yanında içmiyordu ya gene de gizli gizli içmekten de vazgeçmiyordu.İstiyordu bırakmayı ama bırakamıyordu ve sigara artık onun için bir dost değil peşini bırakmayan azılı bir düşman olmuştu. Bir süre sonra öksürükleri çoğaldı, bunu fark eden Okan dayanamayarak sordu Seher’e,
“Sigarayı bıraktın dimi hayatım?”
“Evet..”
“Ama bu öksürükler hiç iyiye alamet değil.Hadi inat etme ve gel de şu hastalığını bir kontrol edelim.İlerleme olabilir.”
“Olmaz..”
“Lütfen benim için.”
Okan bu ısrarlarına devam edince Seher de dayanamadı daha fazla ve gitti kontrollere ya korkuyordu.Çünkü biliyordu ki hayat en mutlu olduğu anlarda çalardı umutlarını.Genç kız gene böyle bir hırsızlık olayının yaklaştığını hissetmişti. Düşündüğü gibi de oldu. Genç kızın hastalığı oldukça ilerlemişti ve artık çok fazla bir şansı kalmamıştı. Doktorlar ve Okan hastaneye yatması konusunda ısrar ediyordu ama hepsi biliyordu hiçbir şeyin yapılamayacağını.Seher ise bunu kabul etmiyordu.Bu yüzden de sürekli kavga ediyorlardı Okan’la.
O gün Beşiktaş sahili iki sevgiliyi de ilk kez bu kadar kırıcı görmüştü birbirine karşı.Okan çılgın gibi bağırıyor, Seher’de hem bir şeyler anlatmaya çalışıyor hem de ağlıyordu.
“Anlamıyorum Seher, anlayamıyorum.Hastaneye yatmalısın iyileşebilecekken bunu yapmıyorsun.”
“Yalan söylüyorsun iyileşmeyeceğimi biliyorsun.”
Evet Okan Seher’in asla iyileşmeyeceğini biliyordu.Tek istediği sevgilisinin son günlerinde çekeceği acıyı hafifletmek istemesiydi ve bu ancak hastanede olurdu.
“Saçmalama, ben senin iyileşmeni istiyorum.Seninle bir gelecek istiyorum anlasana.”
Sonra garip bir tavırla devam etti Okan,
“ama sen bunu istemiyorsun itiraf et.”
Seher ağlıyordu ve konuşamıyordu ama Okan sözlerine devam ediyordu.
“Seher..Canım..Sen benim kanımsın, senin iyi olmanı istiyorum.Seninle birlikte yaşlanmak istiyorum ama eğer sen hastaneye gitmeyi kabul etmezsen o zaman hiçbir şansımız kalmayacak.”
“Olmaz..”
“Allah’ım, o aptal kafan neden anlamıyor.Yoksa beni sevmiyor musun Seher.Anla hastaneye yatman gerekiyor.”
Okan iyice çıldırmıştı.Seher gözyaşlarını sildi, Okan’ın sakinleşmesini bekledi.
“Sen hayatın bana sunduğu ilk güzel şeysin sevdiğim. Hayat hiçbir zaman dost olmadı bana. Hep yastığımın altındaki hayallerimi çaldı; ailemi, sevdiklerimi dostlarımı aldı benden ve ben hep çaresiz baktım arkalarından.Sonra hayallerimi bıraktım, yeni umutlar beslemeyi bıraktım da insanlardan, sevgiden kaçtım hep.Hayatın onları da benden çalması korkuttu beni. Sadece sende bu korkumu yendi de yüreğim yeniden yeşillendi ruhum, yeniden baharın kokusu geldi burnuma.”
Gözünden akan bir damla yaşı sildi Okan, Seher karşısında hem ağlıyor hem de anlatmaya devam ediyordu.
“Ve şimdi gelmişsin bana hastaneye yat diyorsun.Ben biliyorum ki hiçbir işe yaramayacak.Tek bir şey istiyorum; en azından hayat her şeyimi çalmadan benden ilk kez verdiği senle birkaç günde olsa mutlu olayım.Onu hiç kaybetmeyeceğimi düşüneyim.Bir kez de olsa hayatın güldürdüğü şu yüzüm gözlerim kapanırken de gülsün.Ben istemez miyim seninle yaşlanmayı sanıyorsun ama sen beni kandırıyorsun biliyorum ki iyileşmeyecek bedenim; hem dost bildiğim sigaranın hem de hayatın benden çaldıklarıyla yaralandı iyice ve yaralarını asla saramayacak.Bu yüzden isteme benden bunu çünkü ben acı duymadan ama mutsuz ölmek yerine;acıların en fazlasını çekip senin ellerinde, senin yanında ölmeyi tercih ederim.”
Seher sözlerini bitirip baktı Okan’ın gözlerine.Okan konuşamıyordu, sadece sustu.Ama gene de fikri değişmemişti.Hastaneye yatması konusunda ısrara devam etti.Seher’de sonunda kabul etmek zorunda kaldı.
Evet Seher’in hastanedeki birinci ayıydı.İyice kötüleşmişti; ama düşündüğü olmamıştı, Okan sevdiğinin yanından hiç ayrılmadı. İşinden süresiz izin almıştı.Her gece saçlarını okşayarak uyutuyordu Seher’i.Ona gelecekle ilgili güzel planlarından, çocuklarından, iki katlı evlerinden bahsediyordu.Seher çocuklarına isimler koyuyordu, biliyordu gerçekleşmeyecek ama gene de ümit ediyordu. Evet hayat karşısında ilk kez kendini güçlü hissediyordu ve hayat her şeyini çalmak üzereyken o inadına sakladığı hayallerini çıkarıyordu sevgilisi geldiğinde..İnadına umut besliyordu yatağının altında, hastane köşesinde.
Yoğun bakımda da Okan yalnız bırakmadı sevdiğini..Evet Seher artık hiçbir şeyin farkında değildi yada herkes öyle sanıyordu ama Okan biliyordu ki o elinden tutanın sevdiği olduğunu biliyordu.Okan’ın anlattıklarını hala hayal edebiliyordu çünkü yüzü hep gülümsüyordu.
Aradan birkaç gün daha geçti ki Hayat bu sefer Seher’i çalmıştı Okan’dan.Bu sefer ilk kez genç kızın yaşamından değil, başka birinin yaşamından onu çalmıştı. Ama Okan vazgeçmedi, hayatın Seher’i ondan çaldığına asla inanamadı.
Seher hastanedeyken, ikisi için aldığı evlerini düzene soktu hemen ve sevdiğinin özel bir izin alarak oraya gömdü genç adam. Ömrü boyunca hiç evlenmedi.İki çocuğu evlat edindi ve her gün çocuklarıyla,eşiyle birlikte evlerinin bahçesinde kahvaltı yaptı.Her gün eşiyle hayaller kurdu yine ve yeniden. Seher’i asla terk etmedi.
Ve hayat ilk kez bu iki büyük yüreğe yenildi, sonunda aşk kazandı… Hayat ise başka yaşamlar aradı; yastık altlarından çalacak hayaller bekledi, umutları köreltti ama asla Seher’le Okan’a dokunamadı.

Hiç yorum yok: