19 Ekim 2007 Cuma

mutluluk

>Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. >Sanıyoruz ki çok

paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir >evimiz, spor bir arabamız olunca biz de

çok mutlu olacağız. >Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi?

>Çevremizde kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla >sayılacak kadar azdır. Ve

eminim hiç kimse yanlışın nerede olduğunu da >bulamıyordur. >Ben ten uyuşması kadar ruh

uyuşmasının önemine inanırım. Hatta >insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama

ruhları olmayan >bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki? Evet, önce göz görür fakat

>ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir >şansımız >

olmadığına da eminim... İşte bu yüzden içimiz de sürekli bir eksiklik >duygusuyla yaşıyoruz

hepimiz, işte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp >çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu

yüzden mutluluğu bir türlü >yakalayamıyoruz... >Gerçekte hız çağında yaşıyoruz. Her şey o

kadar hızlı geçiyor ki, ne işe, >ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize

>yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu >yüzden bütün ilişkiler

yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye >bile vaktimiz yok bizim. >Oysa

teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne >çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık,

çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. >İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar

bizi iki saat >içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, >internetle

dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte! >Bence doğanın kara bir laneti. Biz ondan

uzaklaştıkça, o da bizden bütün >zamanları çalıyor. >Milan Kundera "yavaşlık" adlı kitabında;

"yavaşlık hep >aldatır,hızlılık ise unutturur" diyor. Telefon hızlılık mesela, >konuşulanları,

söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve >hep hatırlatır. Evet freni patlamış

kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. >Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola

verip ruhumuzun da bize >yetişmesini bekleyelim artık. >Aceleye ne gerek var? >Hayat yalnız

biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da >yavaş... >Her şey bizim elimizde, sevgi

de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi >ruhumuzla buluştuğumuzda...

Hiç yorum yok: